31 Ekim 2012 Çarşamba
Sufizm & Sürrealizm -sancılı 1 kesişime dair düşünceler
"Sufizm & Sürrealizm -sancılı 1 kesişime dair düşünceler-" başlıklı metinle Ücra Şiir dergisindeyim. Uzun ve sancılı düşüncelerin dökümü olan bu düşünceler, ülkede bu mecrada çıkmış ilk metin olma durumunu da taşıyor..
21 Ekim 2012 Pazar
18 Ekim 2012 Perşembe
35 Gram'a Duvar Resimleri/Rafet Arslan
15 ve 17 Ekim günlerinde Kadıköy/Kadife
sokaktaki "35 Gram"a birbirine bağlı 2 seriden oluşan 6 parçalı bir
yapıt hazırladım. Ay bitmeden yeni Gram 35'in açılışıyla izleyici ile iletişime çıkacak. İletişime açık alanlarda olmak, onları bırakmamak benim için önemli.
Barlarda öğrendik şiir yazmayı, sanatın halatını hayata çeken her yerde olmak güzel. Tıpkı 35 Gram gibi.
Ben gittim ama aklım orda kaldı, belki sizinde aklınıza düşer.
Barlarda öğrendik şiir yazmayı, sanatın halatını hayata çeken her yerde olmak güzel. Tıpkı 35 Gram gibi.
Ben gittim ama aklım orda kaldı, belki sizinde aklınıza düşer.
13 Ekim 2012 Cumartesi
Kareler ve Behçet Necatigil
Necatigil, sakin, mütevazı
bir yaşamıyla tanınan bir insan ve şiirimizde geleneksel anlayış içinde yaratıcı
sesiyle bilinen bir şair olmuştur.
Necatigi; 59 yaşındayken Türk
şiirin en atılgan, deneysel yapıtları arasında gelen “Kareler ve Aklar”ı
yayınladı. İki bölümden oluşan bu kitabın “Aklar” kısmındaki ‘Klinik, Duraklar,
Bağban’ şiirlerindeki gerçeküstü imgenin yoğunluğunu saymazsak, bu bölüm
Necatigil’in genel şiir geleneği içindedir. Ama bu kitabın ilk bölümünü
oluşturan “Kareler” tamamı bir mozaik olarak örülmüş, ses ve biçem oyunlarından
oluşur. Yarattığı şiirin görsel yetkinliği ise Mallerme’nin “Zar Atımı’ ile
karşılaştırılabilir.
Kareler; okura şiiri istediği
gibi okuma/yazma özgürlüğü tanıyan, her yöne açımlanabilen, bir açık
metin/şiirdir. Yazımı ile çok ince örülmüş bir yapı olsa da, okunması ile akışkan,
çarpışık ve göçebe yapıda bir şiire olanak verir. Bu yönüyle başlı başına bir
deney olduğu kadar, oluşturduğu labirent içinde okurunu da otomatik bir şiir
okuma şansını da verir. Geleneksel dize yapılarına kısa devre yaptıran
“Kareler” okuruna rastlantılara ve oyuna
açık farklı bir alem sunar.
Necatigil; 59 yaşında bu gün
dahi gepgenç olan bir şiire imza atmıştır.
Rafet Arslan
30 Eylül 2012 Pazar
Neyzen Teyfik'in Ruhsal Demi
Anadolu tasavvuf düşüncesi;
iktidarlarla ile bütünleşmiş dinsel elitlerin tüm dezenformasyon çabalarına
rağmen, sürekli çağıldayan heteredoks bir pınar olmuştur. İdrak’a giden pek çok
kapı, yol, geçit vardır. Açtıkları kapılar, Taptuk Emre’yi tefekküre, Şeyh
Bedrettin’i ütopik bir isyana, Ömer Hayyam’ı ise şiirle, sözle sonsuzluk ile
bütünleşmeye götürmüştür.
Hayyam, öbür dünya vaadiyle
yaşamı ıskalayan Ortodoksluğa karşı asıl var oluşu bu dünyaya taşır. Arzular
ertelenemez, her şeye rağmen hayat, yaşamak içindir. Bu yüzden şiir, mey ve ney
ile yapılan deneyim, bir çeşit iç deneydir.
Neşe bir var oluş biçimi, onun biçimlendirdiği kara mizah ise eleştirel bir
silahtır.
Hayyam’ın açtığı yolun
Anadolu topraklarındaki en büyük erlerinden biri de Bodrum’lu göçebe şair
Neyzen Teyfik’tir. O ney’i dergâhlardan çıkarıp sokaklara ve meyhanelere
taşımıştır. Mala mülke tamah etmemiş, yersiz-yurtsuz ama kimseye eyvallahsız
yaşamayı seçmiştir.
Neyzen Teyfik’i, Anadolu’nun
gezgin ozan/aşıklarının sözlerinde, taşlamalarında, çocuk oyunları ve
tekerlemelerinde gün yüzüne çıkan kendiliğinden bir gerçeküstü geleneğin usta
bir sürdürücüsü kabul etmek doğru olacaktır.
“Memleketçe bilindiği üzere
bu yazıların hemen pek çoğu hastanelerde, diğer kısmı meyhanelerde, baştan
çıktığım perişanlık devirlerinde yazılmış veya sayıklanmıştır. Bersami
hamlelerin tufan ve girdapları ortasında dönerken, şuraya buraya veya hastane
duvarlarına karalanan veya mırıldandığım sıralarda tesadüfen yanımda bulunanlar
tarafından not edilen dağınık sözlerde, asla mutlak bir hikmet olduğunu kabul
etmiyorum.” (Bütün Kitaplar yay, 1961, syf:6)
Kara mizahın büyük ustası,
hürriyet aşığı; düşünür, şair ve saz üstadı Neyzen Teyfik’i, kadehlerimizi
şerefine kaldırarak selamlıyoruz.
Rafet Arslan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)