29 Ekim 2023 Pazar
büyük ada- haiku
Sessizce fokurdayan havuz
Grinin üstüne uzanmış kara kedi
Etrafımız koca bahçeler
Uzak çatılara çökmüş hoparlörler
Hasrete dair bir türkü okuyor koro
Yıllardır gurbet bu ömür
Sakince huzur bularak
6 Kasım 2018 Salı
Prodigy 2018- No Tourists
No Tourists- böbrek taşı dökmek için ideal; gencecik taptaze - yangın🔥
Silkinin - party hiç bitmedi 1991 den 2018’e, sokakları geri almak değil- sokakların zaten bizim olduğunu anımsamak/anımsamak.
Alex ve köprü üstü, detroit ve yanan arabalar, rave ve sonsuz helvalar.
Yaşayın- yaşasın Prodigy🔥🔥🔥
https://www.youtube.com/watch?v=B_z_lZ69pJ0&feature=youtu.be&fbclid=IwAR1qKNknkpHWkoAs0XiPpLLUIS3uQSdtj4KrKl2O-sBDE7MVaR2cyWlbWxE
Climax Filmi
2000lerin ilk on yılında sinema yaşanan çağın travmasını seyircisine duyumsatma da tökezler gibiydi; ama özellikle 2017-18 yılları sert kroşelerle yeni büyüyen nesli sarsabilecek işler yaptı.
Özellikle Mother, Climax, Mandy, Kutsal Geyiğin Ölümü filmlerinde iyinin ve kötünün ötesinde bir bakışla pörtleyen karanlık bir yeni dönem ruhuna gebe gibi.
Bu gün izleme şansı bulduğum Climax, artık umudumu kesme noktasına geldiğim Gaspar Noe yönetmenliğine saygımı tekrar kazandırdığını itiraf etmeliyim.
Noe kendi mevzusunu; yeraltı dünyası, şiddet ve penetrasyon istismarından çıkarıp farklı kesimlerin kozmopolit bir ortamda yan yana geldiği bir mecraya çekince film duygusunun aslında ne denli etkileyici olabildiğini tekrar gösterdi.
Bunun yanında Climax son yıllarda yapılmış en çarpıcı ve zekice açılış sekansına sahip. Noe başlıca göndermelerini görmek isteyenlere tek tek sunmuş: Salò, Hara Kiri, Suspiria, Possession, Querelle, Zombi 2, Endülüs Köpeği.. Ayrıca Godard'a özel göndermeler birer enstalasyon gibi kurgulanmış perdeyi kaplayan spot yazılar ile veriliyor.
Selva'nın ecinni delirme anları, Zulawski'nin Possession filminin meşhur metro sahnesinin ikinci en iyi yorum- ilki massive attack'tan gelmişti: https://www.youtube.com/watch?v=l7PuXAsPl9c
*
https://www.youtube.com/watch?v=ElvLZMsYXlo
Dans, müzik, kaos, kabus hepsi çok şık dizayn edilmiş. Sadece tüm kötücül işlerin siyah karakterlere bir şekil bağlanması can sıkıcı detay. Sonuçta Noe politik doğruculuk sevmiyor.
Kesinlikle iyi iş!
Etiketler:
Climax,
delilik sineması,
Gaspar Noe,
Possession,
sinema sanatı,
suspiria
Primatlar Direnişe Geçiyor
Toplum buna hazır mı?
Planet of the Apes : 50. Yılında Primatlar Direnişe Geçiyor
15 Kasım / Muaf Kadıköy
Etiketler:
bilimkurgu sineması,
entel panel,
maymunlar cehennemi,
muaf kadıköy,
planets of apes
13 Ekim 2018 Cumartesi
sıkı Fanzin: Void Zine sayı 20 dedi
Etiketler:
cyberpunk,
cyberpunk öykü,
fanzine,
punk,
void zine,
void zine 20,
zine
Sergi: TinseL Kuşatma
*
“Tinsel Kuşatma”
-Sergi, Fanzin, Oturum-
2 Kasım- 22 Aralık 2018
Kare Sanat Galerisi
Küratör: Rafet Arslan
Sanatçılar: Sadık Arı, Zeynep Beler, Betül Bolat, Canavar, Gökhan Çiçek, İsmet Doğan, Elif Varol Ergen, Dilara Göl, Alper T. İnce, Ece Nada, Onston, Gümüş Özdeş
Konuşmacılar ve Fanzine Katılımcıları: Esra Özkan, Ahmet Ergenç, Can Batukan
Konuşma Günü: 17 Kasım /Cumartesi, saat: 18:00
Bedenin coğrafyasında politik olanla erotik olan sürekli yer değiştirirler. Bir yerde bastırılan şey, aynı anda sonuna dek yaşanan ve hatta tüketilen şey haline gelir. Tıpkı gizil kılınan şeylerin aslında birer göstergeler imparatorluğu yaratması gibi…
Aktöre ve inanç alanına yaslanarak her coğrafya da kendine menkul kurallarını kuran kamusal alan, aslında büyük bir tutarsızlık, riya ve çürüme yatağında debelenen bir çeşit kara kamudur. Bir yerde ne kadar ahlaktan bahsediliyorsa aslında toplumun derin çukurlarında istismar, beden ve onu giydiren kimliklere değin bastırma ve tahakküm; hatta sapıklık ve yoldan çıkmışlık o denli yoğundur. Toplumsalın kaosundan yani kentin içsel hegemonya ağları ve sürekli ona karşı kendini dayatan ama kentin tinsel yoksunluğunu kendi ikiyüzlü katılığında sürekli inşa eden taşradan, ancak doğaya ve onun usulünde doğal (yaban) olana yaklaştığımızda denetim ve kontrol ağlarından uzaklaşıp; bedeni ya da eti çıplak olarak idrak edecek noktalara varırız.
Şimdi gündeliğin her yerini kuşatan ağın ya da bedene (ve zihne) eklemlenen teknolojinin yeni bir sınırsızlık elde edene değin insanı sınamaya başladığı, teknoloji çoktan bir aparattan önce bir çeşit uzva dönüştüğü bir zamandayız. Teknoloji, bir adım ötedeki gelecekte nano-teknoloji ve üç boyutlu yeni arttırılmış gerçeklik evrenlerinde etsel olana karşı kendi kapatma aygıtlarını kurmaya hazırlanıyor.
Özellikle çağdaş sanatın yaşadığımız çağın git gide kararan, ağır gündemiyle topu sürekli taca attığını; soyuta ve dekoratif olana yaslandığını bir dönem de, tinsel olana geri dönmek için önce et’e çıplak bakmak, bedeni yeniden tartışmaya açmak önemli. Figür olan ve olmayan, etin bedenleşmesi, bedenin iktidarlaşması, tenin tini yiyişi bu tartışmanın menzilindedir. Teknoloji uzam ve sanal yaşamla iç içe geçmiş gündelik yaşamlarımızla, şimdi "etin fenomenolojisini" ameliyat masasına yatırma ve simülasyon evresinde “et imgesine” minör bir bakış atma vakti.
Ya da "Hayaletin Eti" üzerine yeniden ve yeniden düşünmenin...
Suspiria 2018- soundtrack report
Yeni Suspiria 26 Ekim degörücü karşısına çıkıyor.
Goblin'in efsane işinden sonra sazı Thom Yorke'a vermek zeki bir hamle olmuştu.
Thom soundtrack'in ilham aldığı örnek olarak Vangelis'in Blade Runner tema müziklerini koyarak çıtayı ne denli yüksek tuttuğunu ortaya koymuştu. Peki ne olacak?
Şimdi; sevgili Tom albümden şimdiye kadar yayınladığı üç kayıtı hızlıca değerlendirme hevesindeyim:
Suspirium: Çok şık kayıt. Güçlü bir prog-rock aura, sağlam vokaller, film boyunca tekrarlanacak ve hafızaya şimdiden kazınacak piyano döngüleri. Thom, şarkı sözlerinde ikircikli bir yerde durmayı seçiyor, kurtuluş, karanlık taraf ve kayıtsızlık arasında gidip-gelerek.
Çok iyi!
Has Ended: Bir film müziği olduğunu başlarda hissettirir gibi olsa da, yine progressive duygusu kuvvetli, çok iyi bas yürüyüşlerine sahip bir track. Alttan alta bas içine gömülü ama sonlara doğru derinden yükselen moogvari synth'lerin de ayrı bir havası var. Ayrıca şarkı sözlerine de göz atın derim.
Su kaldırır!
Volk: Suspirium ile birlikte filmin tema müziklerinden biri gözüken enstrümantal kayıt. İç içe geçen sağlam synth'ler üzerinden rotasını çiziyor. Özellikle 2.20'den sonra gerilim yükselip, yer yer cadıca yükselişleri var; yüksek dinlemekte fayda var.
İyi kayıt!
Tüm ön yargımla belirtiyorum ki - bu Suspiria da, T.Yorke'un skorları da iş yapar.
Etiketler:
argento,
film müzikleri,
goblin,
korku sineması,
moog,
suspiria,
suspria 2018,
thom yorke,
yaşasın cadıcılık
4 Ekim 2018 Perşembe
Trespass: Prog'un Altın Şafağı
Bu gün yine dinledim-eminim: “Tresass” Genesis’in en iyi albümü.
Peter Gabriel’in voyant ruhunun en çok sindiği ve en tinsel Genesis albümü.
Onun bir adım/yıl öncesindeki öncüsü King’in “İn the court of the crimson king” albümü var.
İki yıl öncesi unutulmaz White Album.
Tam üç yıl gerisinde ise Rolling Stones’un tek deneysel albümü (ve başyapıtı) 'Satanic Majesties Request’ var.
Genesis'in ilk albümü From Genesis to Revelation (1969); gerek Beatles gerekse de Satanic Majesties Request’ etkileri bariz var. En uzun şarkı 04:39, Prog tam olarak keşfedilmemiş grup ruhunda. Belki aynı yıl King Crimson satıh noktasını ya da Şimal Yıldızını aydınlatınca, grubunda zihninde yeni bir kapı açılıyor- Cennete..
Önce rock’n roll’un Beatles ve Stones ile zirve noktasında deneyselliğin kapısını yoklaması ( Lennon’un Fluxus’u, Jagger’ın Crowley’i, Harrison’un sitarı, ex-stones M. Faitfull’un Bretch’i- Beatles ve Stones’un ayrı ayrı Delliah Derby Shire tedrisatı...)
Ve ardından Prog’un altın şafağı..
Sonradan gerisi:
Autobahn (1974)
Heroes (1977)
Sonrası post-punk..
Ve sanırım hala o gezegendeyiz.
Etiketler:
beatles,
bowie,
fluxus,
genesis,
kraut rock,
prog rock,
trespass,
white albüm
2 Ekim 2018 Salı
The First Purge ya da Anlamın Dönüşü
The First Purge ile seri ilk defa söylem üretmeyi başardı. Yaşadığımız dünya da eğlencelik şiddet gösterileri, brutal gore devri gereksizleşti.
Doğru sosyolojik zeminler üstüne yükselen psikolojik gerilim atmosferi Purge’ü horror’dan sci-fi’ye - yani disütopyaya şıkça çekti.
BlackWater ın her yerdeliği haklı savaş denilen şeyin hakikatinin kalmadığını gösterdi. Purge bu durumda toplumsal temizliğin ve nüfus kontrolünün bir aracıdır. Ve doğal olarak sınıfsal ayrım ve sosyal darwinizm üzerinden imgeyi güncelleyerek.
Etiketler:
bilimkurgu,
distopya,
korku sineması,
sinema sanatı,
the first purge
10 Eylül 2018 Pazartesi
Bir Sanatçının Samimi İtirafları ya da Saklı Bir Şiir Olarak Oto-Portresi
"İlk okuduğumda çarpıldığım şairler Orhan Veli, Bob Dylan, Poe ve Baudelaire’di. Bu son ikisi bende o zaman anlayamayacağım bir çatlağa sebep oldular."
Rafet Arslan , UPAS Yayın'ca yayımlanan şiir kitabı "Kirli Çıkın"ın doğuş sürecini Kalem Kahve Klavye sitesinde anlatıyor: wp.me/p8L5ok-4nX
ya da http://kalemkahveklavye.com/2018/09/bir-sanatcinin-samimi-itiraflari-ya-da-sakli-bir-siir-olarak-oto-portresi-rafet-arslan.html
21. yüzyılda bilimkurgu
Sınıf çelişkisinin şiddetini aktarmak için Wells’in Zaman Makinesi 19. Yüzyıl için neyse, Snowpiecer 21. asır için o yeri hakkıyla kaplıyor.
Childeren of Men , Bulut Atlası, Furry Road ve Blomkamp filmleriyle ile birlikte çağın aynası: iklim krizi, doğanın katli, ata tohumlarının yokoluşu, nüfus dengesi, sınıf ve kimlik savaşımları, fundamantalist barbarlık, vahşi neo-liberalizm...
Etiketler:
bilimkurgu sineması,
disütopya,
kara ütopya
2 Eylül 2018 Pazar
Kirli Çıkın - Rafet Arslan - yayınlandı
Rafet Arslan'ın #KirliÇıkın'ı #UpasYayın kapsamında dolaşımda... Okumak için: http://bit.ly/kirlicikin
“Rafet Arslan, gerçeküstü kolajlarında ve kadrajlarında imgesel açıdan külyutmaz bir devinim sergiler. Kendisinin “ilk şiir kitabı” olarak tanımladığı Kirli Çıkın, gerçeğin matematiğini yeniden oluşturmak ve sanatı saf şiire kavuşturmak için yazılmış modern bir hiyeroglif (yeni bir alfabe) şeklinde okunmalı… Belli ki Rafet, Kirli Çıkın’ında alev alacak türden bir poetikayı gerçeküstücü sanatın birikimiyle yıllarca kurgulamış.” (Zafer Yalçınpınar)
#UPAS'ın tüm kitaplarına upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz.
Unutmayın; "şiir herkesi sevmek zorunda değildir!" İyi okumalar dileriz...
30 Ağustos 2018 Perşembe
Kitlesel Readymade Yaşam
İİkibinin hemen ardından bir birini önce sanalda tanımış, geniş ve dağınık bir kuşağız. O zaman 16-17 yaşında olanlar şimdi 30’lu yaşlardalar.
Herkes benliğini yaşaması yanında sanal kimliğini (profil) de bu süreç içersinde evriltip, ikincil bir yaşama da sahip olduk. Kısmen forumlar, asıl mail grupları, blog’lar ve deviantart/myspace gibi toplu oluşumlardan zaman içinde beraber deneyimlediğimiz hızlı evrimle bu günkü sosyal ağ’a balıklama..
Sokaktan lakaba alışkın olanlar bir yana nickname ya da aka’ yan kimliklerin de sanalın çeşitliliğinde geliştiği, çok sesliden çok bol dip noise’lu evrenimiz.
İnsanlar bir birini ekrandan izlemeyi, seyretmeyi öğrendiler; kimimiz kilo aldı sonra verdi yada tam tersi, çoğumuz yer yurt coğrafi konum değiştirdi - veri gibi yol yapan kuşaklardık, arada evlenip boşanan arada mechule varanlar oldu bu 17/18 yılda.
Şimdi buradayız, artık sanal olanın özgürleştiriici potansiyelinden de sıkça bahsetmiyoruz. Buradan çokça yazılmasa da dikkat dağınıklığımız, artan gerginliklerimiz, anlam kayıplarımız, asansör misali inip çıkan ruh halllerimiz, kendimize bile itiraf edemediğimiz kırıklarımızla sanalda yaşamaya devam ediyoruz. Artık ikincil yaşamın, birincil yaşama dönüştüğünün adı konmamış gözükse de kitlesel VR teknolojisi kapıda.
Neler olduk neye dönüştük bu asırda bunu biz görmesekde zaman gösterecek, iyinin ve kötünün ötesinde. Hala arzusunu yaşayanlara selam olsun..
25 Ağustos 2018 Cumartesi
Kirli Çıkın / Rafet Arslan / Upas Yayın 02
Komiktir ilk şiir dosyam Eylül ayında, dijital yayın kolektifi Upas’ın ilk kitapları arasında yayınlanacak. Şiirle aşk ve savaş hali 20 yıldan fazla olup (salt-saf şiirden oluşan) ilk kitap olunca heyecan büyük.
Upas benim için iki açıdan doğru adres; öncelikle şiir kitapları okur bulamıyor, okur ile nesne yeteri kadar kesişemiyor ama dijital alanın akışkan dolaysızlığı bir şans. İkincisi Upas sıkı isimlerle bir kolektif yayıncılık ve dergicilik uğraşını başlatması. . Hadi hayırlısı!
19 Ağustos 2018 Pazar
sinema ve ses üzerine flux
Ses ile düşünmek, sesli düşünmek, ses ile düşündürmek sinemada Fransız yeni dalgasının maharetlerindendi.
2000ler sinemasında iyi ki Peter Strickland var, hatta yok şimdilik ötesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















