blade runner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blade runner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2016 Cumartesi

21. yüzyılda fotoğraf karesinin namahremi ve etiği üzerine flux

-Dr. Watson, "Ama köpek hiçbir şey yapmadı ki," -Dedektif: "Tuhaf olan asıl bu".
Görselliğe ve online varoluşa kitlenmiş bir çağ da görüntünün etiği üstüne uzun düşünmek lazım. Örneklerden gitmeli. Size ait olduğunu düşündüğünüz bir fotoğraf karesinin, bir anda "public" hale getirilmesi örneği mesela. Buradaki tartışma ağ'da dolaşmaya başladığı an da görüntü herkese (aslında ağ'a) aittir şeklinde tekno -neredeyse- liberal bir bakış açısı ile görüntünün öznelliğini savunan romantik ideal arasında gidip gelir. Kuşkusuz ilk yaklaşım Benjamin'in her şeyi görünür kılmanın Ütopya ile ilgisini kurduğu Cam Mimari çözümlemesine dek ilerleyebilir. Buna karşı neuromancer'ın yanıtı, Benjamin'in ömrünün 1948 yani tersten okunmuş 1984'ü okumaya yetmediği gerçeğidir. Peki o zaman tinsel olan ile etik olan arasındaki metafiziği nerede aramalı? İlk yaklaşım bu tartışmayı ontoloji ve görüntü arasında bir çeşit toplu meditasyon olan Tarkovski'nin Stalker ile tartişır. Çünkü Bölge de Tarkovski'nin kamerası nesneler ve varlıklar üzerinde gezinirken aynı zamanda beynin kıvrımları arasında da gezer ve imgeyi görünür kılar. İkinci yaklaşım ise ona şöyle yanıt verir: hadi oradan! Ben rahip Tarkovski'nin filmine değil ona konu olan romana bakarım ve Bilimkurgu romanı beni, başka bir bilimkurgu roman-filmine çeker. Ve oradan şunu sorar: androidler düşlerinde elektrikli köpek görür mü?

17 Mayıs 2015 Pazar

Popüler Romancıdan 1 Bilimkurgu Denemesi: “Ex Machina”

Alex Garland bu iş romanı yaz, başka yönetmen çeksin ile olmayacak ben yönetmenliğe dalayım demiş “Ex Machina” filmiyle.. Fena da olmamış işin aslı, en azından hikâyedeki akıllı robotlar senaryosunu yine Garland’ın yazdığı “never let me go” daki klonlar gibi yazgısına razı değiller. Yaratıcı-tanrı analojisinden çıkmış Garland; doğal olarak hikâyenin insan kahramanına bir “titan” Prometheus rolü verilmiş, ateşte simgesel olarak çalınmış. Onunla da sınırlı kalınmamış bir Blade Runner tarzı “acaba ben de” yanılsaması yaratmış fake olarak. Sonra iş Frankenstein mitine bağlanmış, yaratıcısını ona bağışladığı kaderi red edip ona baş kaldıran denekten özneye geçiş olarak. Dikkatli okur hatırlayacaktır ki, Mary Shelley’in orijinal Frankenstein romanın adı “Frankenstein; or, The Modern Prometheus’tu. Hikâye dışında yönetmenlik açısından ortalamanın üzerinde iş çıkartmış Garland. Mekân ve kamera kullanımları fena değil. Müziğe biraz fazla gereksiz yüklenmiş olduğunu da eklemek lazım. Sonuçta Bilimkurgu sinemasını devrimci-entelektüel geleneği yanında popülist kısmıyla da ilgiliyseniz “Ex Machina” hoş bir seyirlik. Ama deliliğe biraz daha yakın olmaksa arzunuz yeni Mad Max vizyonda..