içuzay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
içuzay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2017 Çarşamba

Böceklerle beslenmenin ağır sonuçları

Sinsi bir şey gizli sende sandım; değilmiş. Doğduğun toprakların ağır mirası yaşıyor sende; sadece. Evet biraz içten pazarlıklı gibi duruyorsun ama belki de kendini doğru ifade edememe sıkıntısı sinmiş üstüne. Seni hep bir insan gibi kurguladım, belki de hata bende. Oysa sen bir replika olabilirsin ya da başka bir hayat formu. Ama sadece düz insan olmadığın kesin. Yazdıkların çok içli ve hisli ama yüzüne bakınca, sadece bir robotun gözlerine bakıyorum; ne biraz empati, ne biraz sıcaklık ne de sevgi. Böceklerle beslenmenin sakıncaları bunlar bebeğim; merak etme geçmeyecek; hiç..

24 Aralık 2016 Cumartesi

J G Ballard ve Etik Sorunsalı

J.G.Ballard 20.yüzyılın ruhunu geleceğin merceğinden okumuş bir yazar, düşünür ve de sanatçı. Ballard modern insanın karanlık iç uzayının keşfine çıkmış; şiddet, seks, tüketim, siyaset, reklamcılık olgularını ele alırken yazarın ahlaki bir konum almaktan muaf olduğunun altını sık sık çizmişti. Onun sanat anlayışı hipotezler geliştirmek, hayali alternatifleri okur gözünde sınamaktır. Şimdi bu bilgiyi cebe atıp, farklı bir yerden düşünmek istiyorum. Uzun yıllar boyunca geliştiği bu teorinin pratiğini üreten Ballard, neden yaşamının son yıllarında (1996-2006) yazdığı 4 roman boyunca etik bir uyarıcı rolünü üstlenmişti? Neden tüketim toplumunun içinde-özellikle beyaz yakalılarda- büyüyen faşizm özlemini, yabancı/göçmen düşmanlığını, gelişen teknolojiye paralel büyüyen barbar eğilimleri daha önce hiç soyunmadığı kadar yalın ve uyarıcı bir tarzda gündeme getirmişti? Yıllarca toplumu provokate etmiş, sınır durumları gündeme almış biri 60 yaşlarının sonlarında ya da yeni binyılın hemen öncesi uyarıcı ve etik bir kahin rolünü seçmişti. Sonuçta Çarpışma, Vahşet Sergisi gibi eserleri yaratan bir zihinden bahsederken; yaşın etkisi ile ahlaki bir tavır almayı seçtiğini düşünebilir miyiz? Bence; Ballard hep geleceği (özellikle bu güne sızan geleceği) kafaya takmış bir düşünür olarak yeni bin yılın yaşayacağı çözülme ve çöküntünün derecesi hissetmişti. 2. Dünya Savaşını, Toplama Kampını deneyimlemiş biri olarak ufuktaki yanan geleceğin cehennemini görmüş ve yüreğinde hissettiği sarsıntıları kitaba çevirmişti. O yeni binyılın felaketinin 20 yüzyıl bilgisi ya da modern dönem tarih, söylem, ideoloji gelenekleri ile okunamayacağını görmüştü; yan biz?

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Yıkımın Şafağında / Philip K. Dick Kazıları - Rafet Arslan

eylül kitaplığı no. II Yıkımın Şafağında / Philip K. Dick Kazıları - Rafet Arslan gregoryen takvimine göre 7 eylül (çarşamba) günü tüm dağıtım noktalarında!

2 Ekim 2015 Cuma

görsellik çağı üzerine

Sanalın "bakıp geçme" şeklinde formüle ettiğimiz, nöron harcamadan tüketme çizgisi üstüne bir kaç ikrar.. -Teorik olarak kök olmak istedik ve bu bize verildi- şimdi şikayet aşamasındayiz. Yüz binlerce bilginin akışında küçük ve gizlenmiş kökleriz: muhatap arıyoruz. . -Ürettiğimiz şeylere değer veriyoruz, boşlukta ses versin, anlaşılsin, alımlansin istiyoruz. Like bir narkoz.. -Kimse anlamaz derken bile birileri vardır deme -iyimserligine sahibiz. -Imajin alternatifi söz degil.. -Sanal imaj tüketim toplumuna karşı; caps, gif, fotomontaj ancak başka düşünceleri yoklamaya yarayabilir. Bu da bir şeydir. Fakat bu hakimiyet yıkılacaksa karşısında uzun erimli direngen ve başka bir dünyayı haber eden yeni bir imge kurmak gerekir. Çürüyen tüketen imaja karşı, ruhun ejderi olan imge; mümkün mü?

arkadaşlık üzerine

Yalnızlık yokluk içe kapanma anları iyidir; insan evladının arkadaşı olmadığı gerçeğini sık sık anımsattığı için; örneğin. Arkadaşlık ortak sınıfsal konumla yürüyen bir mezheptir ve doğal olmayan yasaları vardır. O yüzden dış mekanlarda örülür harcı ve kendi tecritindeki insan nasiplenmez bundan. Tabii aşk denilen arkadaşlık istisna..

"seni çözdüm"

İnsan insanı anlar hatta bazan kavrar; bir mucize gibidir. kalbinde duyar, zihninde belirir, ruhunda kıpırdanır ve hatta etinde bile hissedebilir.. Bunu anlamak için yaşa, mevkiye, tecrübeye, eğitime, doğuştan şansa gerek olmaz; doğa ananın kime idrak bahşedeceği belirsizdir. Fekat birileri gelip seni çözdüm, anladım senin kafanı, çözdüm meramını, çaktım derdini demesi için en az benim kadar zekaya, yaşam tecrübesine, ufka ve de emeğe sahip olması gerekir-bilirsin..