10 Eylül 2018 Pazartesi

Bir Sanatçının Samimi İtirafları ya da Saklı Bir Şiir Olarak Oto-Portresi

"İlk okuduğumda çarpıldığım şairler Orhan Veli, Bob Dylan, Poe ve Baudelaire’di. Bu son ikisi bende o zaman anlayamayacağım bir çatlağa sebep oldular."
Rafet Arslan , UPAS Yayın'ca yayımlanan şiir kitabı "Kirli Çıkın"ın doğuş sürecini Kalem Kahve Klavye sitesinde anlatıyor: wp.me/p8L5ok-4nX ya da http://kalemkahveklavye.com/2018/09/bir-sanatcinin-samimi-itiraflari-ya-da-sakli-bir-siir-olarak-oto-portresi-rafet-arslan.html

21. yüzyılda bilimkurgu

Sınıf çelişkisinin şiddetini aktarmak için Wells’in Zaman Makinesi 19. Yüzyıl için neyse, Snowpiecer 21. asır için o yeri hakkıyla kaplıyor. Childeren of Men , Bulut Atlası, Furry Road ve Blomkamp filmleriyle ile birlikte çağın aynası: iklim krizi, doğanın katli, ata tohumlarının yokoluşu, nüfus dengesi, sınıf ve kimlik savaşımları, fundamantalist barbarlık, vahşi neo-liberalizm...

2 Eylül 2018 Pazar

Kirli Çıkın - Rafet Arslan - yayınlandı

Rafet Arslan'ın #KirliÇıkın'ı #UpasYayın kapsamında dolaşımda... Okumak için: http://bit.ly/kirlicikin “Rafet Arslan, gerçeküstü kolajlarında ve kadrajlarında imgesel açıdan külyutmaz bir devinim sergiler. Kendisinin “ilk şiir kitabı” olarak tanımladığı Kirli Çıkın, gerçeğin matematiğini yeniden oluşturmak ve sanatı saf şiire kavuşturmak için yazılmış modern bir hiyeroglif (yeni bir alfabe) şeklinde okunmalı… Belli ki Rafet, Kirli Çıkın’ında alev alacak türden bir poetikayı gerçeküstücü sanatın birikimiyle yıllarca kurgulamış.” (Zafer Yalçınpınar)
#UPAS'ın tüm kitaplarına upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz. Unutmayın; "şiir herkesi sevmek zorunda değildir!" İyi okumalar dileriz...

30 Ağustos 2018 Perşembe

Kitlesel Readymade Yaşam

İİkibinin hemen ardından bir birini önce sanalda tanımış, geniş ve dağınık bir kuşağız. O zaman 16-17 yaşında olanlar şimdi 30’lu yaşlardalar. Herkes benliğini yaşaması yanında sanal kimliğini (profil) de bu süreç içersinde evriltip, ikincil bir yaşama da sahip olduk. Kısmen forumlar, asıl mail grupları, blog’lar ve deviantart/myspace gibi toplu oluşumlardan zaman içinde beraber deneyimlediğimiz hızlı evrimle bu günkü sosyal ağ’a balıklama.. Sokaktan lakaba alışkın olanlar bir yana nickname ya da aka’ yan kimliklerin de sanalın çeşitliliğinde geliştiği, çok sesliden çok bol dip noise’lu evrenimiz. İnsanlar bir birini ekrandan izlemeyi, seyretmeyi öğrendiler; kimimiz kilo aldı sonra verdi yada tam tersi, çoğumuz yer yurt coğrafi konum değiştirdi - veri gibi yol yapan kuşaklardık, arada evlenip boşanan arada mechule varanlar oldu bu 17/18 yılda. Şimdi buradayız, artık sanal olanın özgürleştiriici potansiyelinden de sıkça bahsetmiyoruz. Buradan çokça yazılmasa da dikkat dağınıklığımız, artan gerginliklerimiz, anlam kayıplarımız, asansör misali inip çıkan ruh halllerimiz, kendimize bile itiraf edemediğimiz kırıklarımızla sanalda yaşamaya devam ediyoruz. Artık ikincil yaşamın, birincil yaşama dönüştüğünün adı konmamış gözükse de kitlesel VR teknolojisi kapıda. Neler olduk neye dönüştük bu asırda bunu biz görmesekde zaman gösterecek, iyinin ve kötünün ötesinde. Hala arzusunu yaşayanlara selam olsun..

25 Ağustos 2018 Cumartesi

Kirli Çıkın / Rafet Arslan / Upas Yayın 02

Komiktir ilk şiir dosyam Eylül ayında, dijital yayın kolektifi Upas’ın ilk kitapları arasında yayınlanacak. Şiirle aşk ve savaş hali 20 yıldan fazla olup (salt-saf şiirden oluşan) ilk kitap olunca heyecan büyük.
Upas benim için iki açıdan doğru adres; öncelikle şiir kitapları okur bulamıyor, okur ile nesne yeteri kadar kesişemiyor ama dijital alanın akışkan dolaysızlığı bir şans. İkincisi Upas sıkı isimlerle bir kolektif yayıncılık ve dergicilik uğraşını başlatması. . Hadi hayırlısı!

19 Ağustos 2018 Pazar

sinema ve ses üzerine flux

Ses ile düşünmek, sesli düşünmek, ses ile düşündürmek sinemada Fransız yeni dalgasının maharetlerindendi. 2000ler sinemasında iyi ki Peter Strickland var, hatta yok şimdilik ötesi

Cronenberg'in Çözülüşü

Giorgio de Chirico 1911/1919 arasında yaptığı resimlerle sonrasındaki yüzyılın düşünü değiştirmiştir. melânkolik ya da diğer bir deyişle metafizik resim döneminden sonrada özenti ve süslemeci burjuva bir tarza kendini mahkum etmiş ve ömrünün geri kalanında (neredeyse 60 sene) kendi kahinsel yeteneğini bastırarak geçirmiştir. Şimdi bunları söylememin nedeni Kanadalı büyük yönetmen Cronenberg'in son 16 yıldır kendi yarattığı efsaneyi saçma sapan filmler çekerek çarçur etmesidir. Hazindir.. 1950 yılların ardından korku-bilimkurgu türünü yeniden yaratan, punk müzikten animelere oradan popüler kültürün her alanına son 45 yılın imgesine kendi yarattığı "vücut korkusu" janrıyla damgasını basan bu adamın içine düştüğü durumu açıklamak için Chrico'dan başka örnek bulamıyorum. Cronenberg gerçekten büyük ve konsept bir yaratıcıydı. Kurduğu mekanlar, rüyalar ile bir evren yaratıcıydı. Plastik anlamda deneyselliğin sınırlarını zorluyordu. Daha öğrencilik filmlerinden (Stereo, Crimes of Future) eXistenZ'a değin tam 30 yıl istikrarla ile dehasını ortaya koydu. Sonra ne oldu, kim bilir? Gitti saçma suç filmleri ve roman uyarlamaları çekti(Ballard, W. Gibson gibi yazarlar ayarında senaryolar yazan bir adamdan bahsediyoruz), gitti Freud ile Jung'un yatak odası üzerine komedi filmi çekmeye soyundu, biz üzüldük ama o utanmadı. Usta bari son bir tane çek, seni öyle uğurlayalım, hatırlayalım değil ya..