5 Eylül 2017 Salı

Sosyal Ağ ya da Sancı

sosyal ağ mutlu başladı. ama yıllar geçtikçe sözü geçen teknolojinin ilk denekleri de olan kullanıcıların huzursuzluğu artmakta. şimdi sizden sürekli dikkatinizi, zamanınızı ve yaratıcılığınızı isteyen bir akışa teslim gibiyiz. kendinizin sürekli içerik ürettiği, üretilen bu gibi içerikleri tükettiği garip bir döngünün parçası olma hissi. sürekli çalışılan ama maaş alınmayan bir iş, çoklu hayali arkadaş ya da bitimsiz bir ergenlik ruh hali gibi.
sosyal ağın süregelen içeriği sıkıyorsa bu ağın mantığının saçmalığından değil, içerik üreten bizlerin vasatlığından ileri gelmektedir. akış; worldwideweb işleyişine ne kadar uygun bir kelimeyse, tüketicisinin artı değersiz içerik ürettiği sosyal ağ için bir o kadar kifayetsiz bir kelime.

20 Ağustos 2017 Pazar

Gece Kültürü” Rafet Arslan- Gece Kültü Üzerine Eklektik Bir Seyir Denemesi

25 Ağustos günü Multiraid/Çeşmeköy buluşması kapsamında bir konuşmam olacak.. "“Gece Kültürü” Rafet Arslan- Gece Kültü Üzerine Eklektik Bir Seyir Denemesi Konuşma, anlatıcının; “Ben neden yaşamak için geceyi seçiyorum/seviyorum, neden en verimli üretim zamanım hep gecedir”- gibi bireysel sorular üzerine düşünmesiyle başlamıştır. Konuşma bir sesli düşünme, daha doğrusu zihinsel bir seyir halidir. Dinleyicisini; inançlar, efsaneler, tarih ve ütopyalar içinde gündüz/gece, ışık/karanlık gibi karşıtlıkların izlerini sürerek dağınık bir zamansal yolculuğa davet etmek ister. Kendisini “kültürel çalışmalar” maskesi ile gizlemiş bir sanatçı konuşması, eklektik ve düzensiz bir akış. Sonuçta bu konuşma; sanatçının kendini düşüncesini/düşünü beslediği 80’ler kültürü içinde new wave, yeni romantikler, cyberpunk gibi akımların geceden yana tavrının kökenini düşünce, sanat ve kültürün dehlizlerinde aramak için bir denemedir. Günün iş ve rasyonalite zamanı ile uyku zamanı arasındaki ince sınırda, kendini alacakaranlıkta konumlamış ruhların sancılı çığlıklarını yoklayarak."

24 Temmuz 2017 Pazartesi

Yazınsal Düşünsel Vasat Üzerine Flux

Nasıl vasat yazar ile vasat okur iç içe geçmiş, bir birini emzirme sistemiyse; vasat yayıncı ile vasat eleştirmen de aynı ekosistemin birer parçasıdır. * Biz de iktidarlar sosyal hayata baskı yapagelmiştir, oysa kültür yaşamını vasata, durağanlığa, heyecansızlığa,arzusuzluğa boğan düzeneklerin hiç biri kamu malı değildir; bilakis sivil toplumdur, alanlarının erk sistemleri ya da vasat düzenekleridir. * Vasat donmuş zaman ile beslenir. Mesela bizdeki bitmeyen ve sürekli retro yapan 50ler 60lar ve 70ler yazın dizgeleri ve onları sürekli canlı tutan anlayışlar gibi. * Burada yeni demek, içerik değil kapak değiştirmek demektir. * İstisnalar vardır ama kaide de bellidir.

14 Temmuz 2017 Cuma

Selfie Fenomenine bakış Eleştirel Kültür dergisinde

Eleştirel Kültür dergisinin 2. sayısında "selfie kızları" fenomeni üzerinden postmodern bakış ve teşhir düzenekleri üzerinden yazdım; plastik sanattan psikanalize..

MultiRAID II Pre-Event: Sınırda Seyir

sergi-performans seyir öncesi..

toplumsal tecridlikler çağındayız.

çağın ruhu aynı anda yaptıkları düşünüp kibre kapılmaya, hem de yapamadıklarına takılıp anksiyete de kıvranmaya müsait. bir de üstüne bu çölün tüm olmamış'lıklarını ve reel durumun vehametini ekleyince her şey boğucu duruyor. ama kimse de bize hayatın harikalar diyarı, gezegenin cennet bahçesi olduğunu söylemedi. depresyon bir soyut düşünme yöntemi değildir. bilişsellik, empati, duygulanım, farkındalık ve enerji taşımayan iç düşünme biçimine salt Satre'cı boğuntu diyoruz. bedeni yormasak, kahrını zavallı zihin çekmeye devam edecek, ki biz ekstrasını yaratmasak bile, o çağın tecridine nesne.

Sokak Düşleri- 6Pilli Hiphop Fanzin de

breakdans'tan moondoğ'a, sürrealizmden graffiti'ye kişisel tanıklıklar..