3 Şubat 2011 Perşembe

Ve Celladıma, 3 Demet Ökse Otu ile Koşarak Gittim!

9,70 ile bir eve dönüyorum

bir köşe boğaz gözüme diziliyor

Ve hunharca Turgut’un önünden geçiyorum



bazı sanrılar beni küçük bir kavmin lideri sanıyor

oysa masa yüklü, kalabalık, çok içilmiş besbelli

kimse kimsenin hesabını çekmeyecek

aslında kimse kimseyi çekemeyecek

hayatı olan varlıklar ve bir takım artık yokluklar

arasında uzun, kısa, köprülü bir koşu bu

köpeğinin kuyruğuna pantolonumun paçası ile değdiğim için

şüpheyle bakıyor ama gecikmiş bir kadın

kanı çekilmiş nefesinde gerektiğinde söylenmek üzere saklı birkaç tehdit

oysa istifa dilekçemi sundum ben en antetli kağıtlarla hayata

anlam yüklediğin her nesne dönüyorsa, seni tam da alnının orta yerinden vurmaya

hep çukura atmışsan oltanı ve geçmişse akım ile çengel böğrüne

böğrüne eksik bir Bristol türküsü bilem seni kurtaramaz.



(ve bitmedi sanırım)

birkaç tapınak gezdim, kendini yele vermiş dervişlerin

okunmuş ekmeklerini yüzüme sürdüm, hava çok soğuktu

bilemezsin tüm sokak kedileri acı haykırışlariylen kaçışıyorlardı hiçe, beyhude.

içim acıdı ve sadece kendi adlarını silen, üzerine başka adlar biçenlere

saygı duydum.



(ve ayak diriyordu bedenim, ruhuma)

sonsuzluğa karşı yek bir vakitte olduğumu düşündüm,

oysa solmamış başaklar vardı çölde, birkaç ameliyat masasında neşter

hala şahsıma vuruyordu, kutsal kadeh plastik bir bardaktan değildi

tüm her şeyi kurmak, işletmek dev bir saat kulesini

ve kaçmak tam da başarının dudak kenarında gülümsemeye dönüştüğü

anda, hissizleşme özgürlüğü sadece tüm sustuğun sonsuzluğa..


Erman Akçay aslında iyi insandır

hayatsa vahşi!



RAF

(şubat gecesi 2011)

1 yorum:

Coquettish dedi ki...

bay perşembe şubat gecesi aliterasyonun koynuna düşmüş.