24 Mart 2009 Salı

UNKNOWN- 1

Kadıköy’de yanarak ölen adamlar var-diye üçüncü kez söyledim Emre’ye…
İlk kez duymuş gibi şaşkın bir ifade ile gözlerime baktı. Ardından, yüzünü yayarak ‘abi çok içmemelisin’ dedi.
Uzatmanın bir manası yoktu… Çünkü alkolün bile gücü hiçbir Gerçeği karartmaya yetmezdi. Yarım kalan votka-toniği fondipleyip kalktım.

Kadıköy’de yanarak ölen 1 adam vardı, kimsenin umurunda olmasa da… Ama benim için bunu konuşmadan , hissetmeden , anlatmadan yaşamak anlamsızdı. Local’den çıkarken kafamı eğip Hera’ya baktım. Tan oradaydı, yanında iki kız vardı. Bu gece en azından biri ile yatacaktı.
Havuza doğru karmaşık düşüncelerle yürüdüm; belki yolda Cins’e rastlarım umuduyla. Sanırım bu gece graffitiye çıkacaktı

İnsanlar metafizik şeylerle bağını çoktan kesmişti. Kehanetin tüm bilgisi unutulmuştu. Rüyalar hafızalardan silinmişti. Işıltılı rasyonel dünya ihtimalsizlikleri boğuyordu. Rastlantının zorunluluğu yoktu artık.
Sadece çocuklar ve deliler inanıyorlardı olağanüstüye. Gerçeklik kocaman ve akışkan bir karaltıydı; her yeri ele geçiren, kendine dönüştüren. Para vardı, ego vardı, statü vardı, küçük ve büyük iktidarlar. Yani bata çıka, vıcık vıcık gerçeklik. Görülen her düş sabah unutuluyordu. Başkalarının hayat dediği şeye biz bu yüzden yalnızlık diyorduk. Gerçeklik üstümüze çöktükçe varlığımız 1 faciaya dönüşüyordu…

Sessiz ve yağmura teslim bir Kadıköy akşamıydı ve Cins düşündüğüm gibi merdivenlerde içiyordu. Yanında adını bilmediğim yada hatırlamadığım genç bir writer vardı. Beni görünce birasını taş basamaklara koyup, yaklaştı.

Kadıköy’de yanarak ölen bir adam gördüm –diye inledim...
Kocaman sardı, sıktı bedenimi; ağlamaya başladım.
Basmakta bekleyen siyah poşetten 1 kutu açıp, uzattı. Soluksuz içtim uzun uzun. Cins sırtıma vurdu ‘eyvallah, hele bir soluklan’ der gibi…

Biten bira kutusunu bırakacak bir yer ararken delikanlının bizi bırakıp gittiğini fark ettim. Basamaklara oturduk yan yana, Cins ‘anlat’ der gibi baktı bana; anlattım…


4 yorum:

Zythum dedi ki...

ruhumun ilk atlıları kadıköy'e varmıştır. bu sürreal göçün tahmnini tamamlanma süresi 6 aydır.

orda yok olmak üzere... ;)

André Breton dedi ki...

Kadıköy'de yanarak ölen bir kadındı Rafet; külleri sidikli elmas kokan, gözleri çamur seviyesinde, düşlerinde abisinin bisiklet selesiyle mastürbasyon yapan bir kadındı... Kadının adı Serin.

bay perşembe dedi ki...

bu konuyu paranormal vakka soruşturmama aldım, emin ol...

nadja dedi ki...

Yanılmamışım:) Bu başlıktaki karamsarlığa baktığmızda dahi siyah değil, mavisiniz... Siyahla ortak tek noktanız olabilir, derinlik...? Yeşil, bu tümcelerden kovulmuş gibi, ama turkuaz konusunda hala ısrarlıyım... Sadece mavi değilsiniz... Tabiki bu ilk izlenim...